| Hedeflerimiz ve Mutluluğumuz |
| Yazar Ahmet S. Koçel | |
| 27 Ekim 2006, Cuma | |
|
Kişisel gelişimimizin ne olması gerektiği kendimize sorduğumuz en zor sorulardan biridir.
Gelişim ve değişim kesintisiz süreçlerdir. Kişisel gelişim az veya çok, arzu ettiğimiz yönde veya aksi yönde herkes için gerçekleşmektedir. Bu noktada kişiler ile ülkeler arasında paralellik kurulabilir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatanlar ile olması gereken noktayı işaret edenler arasındaki tartışma on yıllardır devam etmektedir. Türkiye’nin son elli yılda değiştiği ve geliştiği noktasını hiç kimse tartışmamaktadır. Tartışılan nokta; bulunduğumuz nokta ile olmamız gereken nokta arasındaki farktır. Daha iyi bir yerde olabilir miydik? tartışmasıdır. 1979 yılında Güney Kore’nin Kişi Başına Geliri Türkiye’ye eşit iken 1999 yılında 3 katı olması ve niçin Türkiye’nin de aynı noktada olmadığı tartışılmaktadır. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum belli bir gelişmeyi belirtiyorsa da olduğumuz yerin olmamız gerekli yer olup olmadığı tartışılmaya devam edecektir.
Kişisel gelişimin takip ve değerlendirilmesinde de benzerlikler kurabiliriz. Elbette ki, kişiler de, yıllar içinde belli bir gelişim süreci içinde değişip gelişmektedir, ancak acaba bu gelişim ; 1. Kişinin gelişimi hedefleriyle uyuşmakta mıdır?
Cevaplanması en zor sorulardan biri de budur. Çünkü kişinin koyduğu hedefler ile ulaştığı nokta birbirine paralel olabilir veya zamanla birbirinden uzaklaşabilir (Divergent-Convergent). Ancak, doğru tarif edilmiş hedefler olduğu zaman, kaynaklar ve olanaklar hedefler doğrultusunda kanalize edilerek zaman ve kaynak israfını önleyebiliriz. Bir sonraki başlıkta anlatılacak bölümde detaylı bir biçimde anlatılacağı gibi, kişinin kendini tanıması, kısa ve uzun vadeli hedeflerini detaylı ve doğru tarif etmesi gerekmektedir. 2. ”Kendini Bil”
Seçilen hedefler yetenek ve becerilerimizle uyumlu mudur?
Sorularını hem aklımızla hem de yüreğimizle cevaplandırmamız gerekmektedir.
Roman kahramanımız maraton seçmelerine katılmak istemekte ve stadyumda antreman yapmaktadır. Amacı Olimpiyat seçmelerini kazanarak Milli takıma girerek Olimpiyatlara katılmaktır. Aynı şehirde görev yapan meşhur fakat bir o kadar da aksi atletizm antrenörünün dikkatini çeker. Antrenör genci çağırarak ne istediğini sorar .
İnsanın fiziksel ve zihinsel sınırları nelerdir? Bu soruların cevaplarını bulabildiğimiz , hatta bulmaya niyetlenip bu konuda araştırıp düşünmeye başladığımızda yolun yarısını geçtik demektir. Şunu da öğrendim ki bu sınırları test etmeden asla onlara yaklaşamayız. Denemeden de bu sınırların ne olduğunu asla bilemiyoruz.
Ulaştığı noktanın farkına varmak ve hedefleriyle olan ilişkisini doğru kurmak bu sürecin en önemli aşamasıdır. Çünkü, pek çok kişi hedefine ulaştığının farkına varamaz. Elbette insanlar doğumdan ölüme kadar sürekli geliştiklerinden, varılan nokta ( hedef) bir sonraki sürecin başlangıcıdır. Ancak bu gerçek, bizi koyduğumuz hedeflere ulaştığımızda o anın keyfini çıkarmamıza da engel olmamalıdır. Hedefe ulaşmanın mutluluğunu tatmak onu doya doya yaşamak, bir sonraki çalışmalarımızda motivasyon kaynağımız olacaktır. Öğrenciyken bizim de yaşadığımızı, şimdi çocuklarımda ve arkadaşlarında gözlüyorum. Yüksek not almasına rağmen mutlu değil. Yüksek not alarak, kendisini motive edecek sonuca sevinemiyor o anın tadını çıkaramıyor. Veya daha sonraki yıllarda, benzer olaylarda açıkça sevinemiyoruz, coşkumuzu yaşayamıyoruz. O anda duyduklarımızı, hissettiklerimizi daha sonraki başarılarımızın tetikleyicisi olarak kullanmak bu siteyi takip eden okuyucular için çok zor olmasa gerek… |